|
Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne
zahmet!
Al sana, derya gibi sonsuz
KARACAAHMET!
Göbeğinde yalancı şehrin, sahici
belde;
Ona sor, gidenlerden kalan şey
neymiş elde?
Karacaahmet bana neler söylüyor,
neler!
|
Diyor ki, viran olmaz tek bucak,
viraneler,
Kavuklu, başörtülü, fesli, başaçık
taşlar;
Taşlara yaslanmış da küflü kemikten
başlar,
Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih!
Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih!
|